Son dönemlerde okullarda yaşalılan olaylar hepimizi derinden sarstı.
Üzüldük, korktuk ve en önemlisi düşünmeye başladık.
Çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz hatta onları iyi tanıyormuyuz gerçekten.
Şunu açıkca kabul etmek gerekir ki bu tür olaylar birden bire ortaya çıkmaz.
Bir çocuğunun bu noktaya gelmesi çoğu zaman görmemezlikten geldiğimiz yada farkedemediğimiz psikolojik sorunların sonucudur.
Ne yazık ki toplum olarak ruh sağlığına soğuk bakmaktayız. Oysa kalbimiz böbreğimiz gibi beynimizde ruhumuzda hastalanabilir. Tedaviye ihtiyaç duyar.
Bu noktada Avrupada' ki psiloji konusu oldukça gelişmiş. Gerçekten psilojiye çok önem veriyorlar. Ülkemizde hala psikyatri hapı kullanlara ise deli gözüyle bakılıyor. İnsanlar bu etiketlenme yüzünden tedaviden kaçıyorlar.
Tam da okullarda acil psiloji merkezleri açılması bir ihtiyaçtan çıkmış, zorunluluk haline gelmiştir.
Bu merkezler öğretmen, aile ve uzmanın beraber çalışması sonucu çocuklardaki psilojik bozuklukları en erken şekilde farkedecek ve buna göre önlem alacaklardır.
Elbette burdaki sorumlulul tamamen devlete ait değil. Anne baba olarak bizede bir sürü görev düşüyor. Lütfen çocuğunuzda psilojik bir bozukluk gördüğünüz zaman doktora götürmekten çekinmeyin.
Okula göndermekle işimiz bitmiyor. Çocuklarımızı takip etmek zorundayız. Onları anlamaya çalışmalıyız.onlarla bol bol konuşmalıyız. Çünkü ilk eğitim aileden başlar.
Bugün çocuklarımızın maruz kaldığı riskler oldukça fazla.
Şiddet içerikli oyunlar, diziler, kumar oyunları ve uyuşturucular.
Bunlar çocuklarımızın psikolojini derinden etkiliyor. Ve bazen çocuklarımız tanınmayacak hale geliyor.
Unutmayalım ki bu çocuklar bizim. Zarar görende verende.
Eğer çözüm istiyorsak ortak bir bilinç altında buluşmalıyız.
Çocuğumuzun hasta olmasından değil tedavi edilmemesinden korkmalıyız.
Tedavi olmak zayıflık değil, aksine bilinçli bir adımdır.
Artık devletin bir an önce aile ve okul işbirliği ile psilojik bir destek sistemi kurmalı. Bu tür çocuklar okullarda önceden belirlenmelidir.