Hayatın en acı taraflarından biri şudur: İnsan kendini değiştirmekte bile yerlerde sürünürken, gidip başkasını değiştirmeye kalkıyor.
Bu sadece safça bir umut değil; biraz kibir, biraz da kendini kandırma hâli.
Kabul edelim…
Hepimizin hayatında “Biraz şöyle olsa düzelir”, “Keşke böyle yapsa her şey yoluna girer” dediğimiz insanlar var. Onları şekillendirmek, davranışlarını düzeltmek, hatalarını göstermek istiyoruz.
Ama işin ironisine bak:
Kendi huylarımızı törpülemekte bu kadar zorlanırken, başkasının karakterine operasyon çekmeye çalışıyoruz.
Kendi hayatında düzeni kuramamış insanların, başkasının hayatı üzerine ahkâm kesmesi zaten başlı başına bir trajikomedi.
Sabırsız biri sabrı öğretmeye çalışıyor…
Sinirine hâkim olamayan biri “sakin olmayı” tavsiye ediyor…
Kendi dönüşümünü tamamlayamamış biri başkasının dönüşümünü yönetmeye kalkıyor.
Gerçek şu ki:
İnsan değişmek istemiyorsa değiştiremezsin.
Ne güzel anlatırsın, ne kadar doğru gösterirsin, ne kadar emek verirsin… sonuç aynı. Karşıdaki kişi “istemiyorsa” kapı kilitlidir.
Ve bunu kabullenmek, birçok kırgınlıktan, yorucu beklentiden ve boş çabadan kurtarır insanı.
Asıl cesaret şudur:
Başkalarıyla uğraşmayı bırakıp kendine bakmak.
Çünkü en zor dönüşüm, kendi içinde olan dönüşümdür.
Kendi öfkeni dizginlemek, kendi sınırlarını çizmek, kendi yanlışlarını yüzüne söylemek…
Bunlar başkasına nutuk atmaktan çok daha cesaret ister.
Bir adım geriye çekip şöyle düşünmek gerek:
“Ben kendimi bu kadar zor değiştirirken, onu değiştirmek istemem ne kadar akıllıca?”
Cevap ortada.
Çoğu zaman başkasını değiştirmek istemek, aslında kendimizin eksik yanlarını gizleme çabasıdır. “Onu düzeltirsem benim için hayat kolaylaşır” demektir.
Oysa kimsenin görevi kimseyi kolaylaştırmak değil.
Herkes kendi yükünün hamalı.
Değişim, ancak içten gelirse anlamlıdır.
Zorlama değişim, geçici olur; baskıyla değişen insan, ilk fırsatta eski hâline geri döner.
Örnek olan ise, konuşmadan bile etkiler.
Bu yüzden bazen en doğru duruş şudur:
Kimseyi değiştirmeye çalışma. İsteyen zaten seni izleyip değişir, istemeyen zaten konuşsan da değişmez.
Bırak herkes kendi hesabını kendi görsün.
Sen kendi yolunu düzeltmeye bak.
Çünkü bir insan kendini değiştirebiliyorsa, zaten yapabileceği en büyük devrimi yapmış demektir.
Ve dünya da ancak böyle değişir:
Kendisiyle yüzleşebilen insanların çoğaldığı gün.