Yıllardır ülkemizde sağ- sol, Kürt – Türk, Alevi –Sünni, Dindar –Dinsiz gibi suni gruplaşmalar oluşturup, aynı senaryo ve filmi kerelerce izliyoruz, hem de bıkmadan.
Müslüman iğnenin deliğinden bir kere geçer, buyuruyor Peygamber Efendimiz, ama biz aynı delikten geçe geçe bedenimiz lastik oldu. Osmanlıdan beri bu tuzaklar kurulur ama her tuzağa da basacak malzeme bizde çıkıyor daima.
Eskiden yer altı örgütleri vardı. Teknoloji ve istihbaratımız zayıfken, bu örgütler kendilerini saklayabiliyordu. Gizli faaliyetlerle büyüyorlardı. Ama tehlike boyutuna geldiğinde devlet bir bahane bulup bir darbe ile ortalığı tarumar ederken, memleketde milyarlarca zarara giriyordu, on sene geriye vuruyorduk.
Artık ülkemizde karıncanın saklanma imkanı kalmadı. Devlet her örgütlenmeyi, her yapılanmayı, yerin altında veya üstünde olsalar da MOBESE, Teknolojik cihazlar, telefonlar, uydular vs. bir çok yöntemle her dernek veya örgütün, her adımının farkında.
Durum böyle olunca PKK ve türevlerinin devlet kurma hayalleri, DAİŞ’in kafasından geçen hayaller ve buna benzer kurulan tüm örgütlerin başındakiler parayla doyurulduğu için bunların satılmış olmasını anlayabiliriz, ama bunlara dahil olan ırgat ve piyon mensupları hiç günümüzde ülkemizin geldiği yerden haberleri yok mu?
Hangi akla hizmet ederek ayrılıkçı, yıkıcı, bozguncu ve ülkedeki bunca özgürlükleri beğenmeyip silahlı mücadeleye kadar bozguncu mihraklara teslim oluyorlar. Devlet patır patır topluyor, direneni, silah çekeni de layık olduğu yere gönderiyor.
‘Doğu da Kürt devleti kuracağız’ hevesleriyle 40 yıldır savaştırılan zavallı ahmak kesime, her türlü silah, teçhizat, mühimmat verilmiş, eğitilmiş, savaştırılmış, mağaralara mahkum edilmiş, 40 yıl mağara hayatı yaşatılmış, yabani vahşi bir hayatı benimseyecek duruma getirmişler. Bu gün ise geldikleri nokta, yaşama hedefleri varsa silahı atıp teslim olarak, yaşamaya devam etmektir.
Yurt içinde Doğu şehirlerimizde insan bırakmadılar. İnsanları yerlerinden ettiler, aslında kovdukları kişiler kendi akrabaları ve komşuları aynı tavanın balığıydı. Yani Kürt Kürt’ü öldürüyordu.
Diğer şehirlere yerleşen Kürt vatandaşlarımıza o şehirlerin sakinleri sahip çıktı. Kürt vatandaşlarımız da gayret etti tutundular yeni şehirlerinde. Bu süreçte gördük ki, Devlet Kurup Kürtlerin haklarını korumak hedefleri olsaydı, kendi kardeşlerini öldürmez, şehirlerinden çıkartmazlardı. Ülke dışına kaçan bu yapı, her ne kadar isim ve resim değişse de devlet, takibinden kurtulamadılar ve bu gün oralarda da barınma imkanı kalmadı.
Bu güne kadar verilen bu mücadelenin hiçbir anlamı olmadığı, ölen ve şehit olan insanlarımız, ekonomik zararlarımız, ıssızlaşan şehirlerimiz, zarar gören tarım ve hayvancılığımız gibi birçok kaybımız kar kaldı yanımıza…
Peki artık bu bir ders olsun ve bundan sonra ülke çapında bu ahmaklıkları yaşamayalım. Kardeş olalım, bölüşmeyi, çalışmayı, üretmeyi yeniden hedef edinelim ve ülkemiz kalkınsın, barışık bir ülkede yaşayalım. Ama bu olacak mı?
Merak ediyorum. Pek olacağa benzemiyor. Çünkü kullanılmaya müsaitleri ülke dışından satın alanlar, vaatlerle bedavaya satın alıyorlar piyon tipleri.
Bu terör hususunda en çok sıkıntı çeken İslam ülkesi belki de ülkemizdir. Gerekçe de savaşçı, korkmayan, ölüme özlem duyan, şehadeti ve cihadı en büyük hedef gören bir millet olmamızdır. Bu milletin birliğinin oluşması, güçlü olması, her an için bir tehlike olarak görülmüştür. Bu nedenle baş kaldıramayacak koca yıllar yaşadı bu ülke. Artık aklımızı toparlayalım desek de, yine bu mihraklara yem olacak çok cahil, kullanılmaya namzet insanımız var maalesef.
Allah’tan dileğimiz bu milletin gerçekleri görmesi, uyanması, kendi içindeki bütünlüğü koruması vesilesiyle tekrar dünyaya huzuru ve adaleti inşa etmesidir.